Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler, ilçenin turizmdeki geleceğine ilişkin değerlendirmesinde yer altındaki termal zenginliğe dikkat çekti. Güler, Çeşme'nin yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle değil termal ve sağlık turizmiyle de öne çıkması gerektiğini savundu.

Kaplıca geçmişi Roma'ya uzanıyor

Güler, Çeşme'nin kaplıca geçmişinin Roma dönemine kadar uzandığını hatırlatarak Şifne'deki kaplıca yapılarının yüzyıllardır şifa amacıyla kullanıldığını, Ilıca ve Şifne bölgelerinin Osmanlı döneminde de önemli şifa merkezleri arasında yer aldığını belirtti.

40 bin mg/L mineralizasyon

Paylaşılan verilere göre Çeşme termal sularının toplam mineralizasyon değeri yaklaşık 40 bin mg/L seviyesinde bulunuyor. Güler, bu değerin İzlanda'daki Blue Lagoon ve Almanya'daki Wiesbaden gibi dünyaca tanınan termal merkezlerden daha yüksek olduğuna dikkat çekti.

Çeşme'yi farklılaştıran bir başka özelliğin, özellikle Yıldızburnu bölgesinde görülen "deniz ılıcası" olduğunu ifade eden Güler, termal suların doğrudan deniz tabanından çıkarak deniz suyuyla karışmasının doğal bir talassoterapi ortamı oluşturduğunu söyledi.

3.500 yatak termal, 32 binden fazla yatak toplam

Güler, potansiyelin turizm sektörüne yeterince yansımadığını savundu. İlçede termal sudan yararlanan yaklaşık 10 tesis bulunduğunu ve bunların toplam yatak kapasitesinin yaklaşık 3 bin 500 olduğunu belirten Güler, Çeşme genelindeki konaklama kapasitesinin ise 32 bin yatağın üzerinde olduğuna işaret etti.

Kent Konseyi Başkanı, ilçenin termal turizmde gelişebilmesi için tek tek tesisler yerine ilçe genelini kapsayan bir modelin oluşturulması gerektiğini vurguladı.